Koçlukta en çok merak edilen,
en çok yanlış anlaşılan yetkinliklerden biri şudur:
Koç kendi sezgisini ne zaman ve nasıl kullanır?
Çünkü bir noktadan sonra soru şu olur:
“Koç bir şey hissediyorsa bunu söylemeli mi?”
İşte koçluk tam burada incelir.
ICF’ye Göre Sezgisel Farkındalık Ne Demek?
International Coaching Federation bu yetkinliği “Coaching Presence” ve “Evoking Awareness” başlıkları altında tanımlar.
Bu yetkinlik şunları içerir:
- Anda kalabilmek
- Seans sırasında ortaya çıkan sezgisel bilgiyi fark etmek
- Kendi iç tepkilerini ayırt edebilmek
- Bunları müşterinin hizmetine, filtreleyerek sunabilmek
Kağıt üzerinde sade görünür.
Bununla birlikte pratikte koçların en çok zorlandığı alanlardan biridir.
Çünkü burada ince bir çizgi vardır:
Sezgi mi?
Yorum mu?
Projeksiyon mu?
Sezgi En Çok Nerede Karışır?
Bir müşteri anlatır:
“İlişkimde aslında bir sorun yok ama içimde sürekli bir huzursuzluk var.”
Koçun içinden bir cümle geçer:
“Burada söylenmeyen bir şey var.”
Şimdi iki olasılık vardır:
- Koç bunu bastırır ve tamamen bilişsel ilerler.
- Koç sezgiyi yorum haline getirir:
“Bence burada bastırdığın bir öfke olabilir.”
İkinci yol risklidir.
Çünkü bu artık koçun çıkarımıdır.
Sezgi, yorum değildir.
Sezgi, bir kapı aralığıdır.
Bir Seans Örneği: Sezgiyi Hizmete Dönüştürmek
Müşteri (ilişki koçluğu sürecinde):
“Ben çok anlayışlıyım. Hep alttan alırım. Sorun çıkarmam.”
Koç müşterinin bedenine bakar.
Çene sıkılıdır.
Omuzlar gergindir.
Koçun içinden bir cümle geçer:
“Bu anlayışın altında bastırılmış bir şey olabilir.”
Koç bunu şöyle sunmaz:
“Bence bastırıyorsun.”
Koç şöyle sorar:
“Anlayışlıyım dediğinde, bedeninde neler oluyor?”
Müşteri ilk defa fark eder:
“Çenem çok sıkılı.”
Sessizlik.
Sonra şunu söyler:
“Aslında ben anlayışlı değilim… korkuyorum.”
İşte sezgisel farkındalık böyle çalışır.
Koç sezgisini bir etiket olarak değil,
bir keşif alanı olarak sunar.
Sezgisel Farkındalık = Koçun Kendi İçini Tanıması
Bu yetkinlikte asıl mesele müşteriden çok koçtur.
Koç şunları ayırt edebilmelidir:
- Bu his bana mı ait?
- Müşterinin enerjisi mi?
- Benim geçmiş deneyimim mi tetiklendi?
- Şu an bunu paylaşmak sürece hizmet eder mi?
Eğer koç kendi iç dünyasını tanımıyorsa,
sezgi kolayca projeksiyona dönüşür.
Örneğin:
Müşteri “Yoruldum” dediğinde,
koçun kendi tükenmişlik geçmişi tetiklenebilir.
Ve koç fark etmeden süreci kendi hikayesine doğru kaydırabilir.
Sezgisel farkındalık,
koçun kendi gölgesini bilmesini gerektirir.
Sezgiyi Paylaşmanın İnce Yolu
Sezgiyi paylaşmak bazen güçlüdür.
Bazen gereksizdir.
Koç şu çerçeveyi kullanabilir:
“Bunu yanlış anlayabilirim ama…
şu an aramızda sanki söylenmeyen bir şey var gibi hissediyorum.
Bu sana nasıl geliyor?”
Bu cümle:
- Yorum içermez
- Mutlaklık taşımaz
- Müşteriye geri verir
Ve en önemlisi:
Koçun değil, müşterinin deneyimini merkeze alır.
Koçun İç Kaygısı
Bu yetkinlikte koçların en sık yaşadığı iç ses şudur:
“Ya yanlışsam?”
“Ya fazla ileri gidersem?”
“Ya hiçbir şey söylemezsem kaçırırsam?”
ICF yetkinlikleri burada cesaret ister.
Ne sürekli müdahale etmek,
ne tamamen geri çekilmek.
Sezgi, müdahale değil;
duyarlılıktır.
Sezgisel Farkındalık Olduğunda Ne Olur?
Müşteri şunu söyler:
“Bunu hiç böyle düşünmemiştim.”
“Bedenimle bağlantımı ilk defa fark ettim.”
“Burada bir şey açıldı.”
Seans sadece konuşma olmaktan çıkar.
Bir temas alanına dönüşür.
Ve dönüşüm çoğu zaman
tam da söylenmeyen yerden başlar.
Koçlar İçin Derinleştirici Sorular
Kendi sezgime ne kadar güveniyorum?
Sezgimle yorumumu ayırt edebiliyor muyum?
Kendi tetiklenmelerimi tanıyor muyum?
Paylaştığım içgörü gerçekten müşteriye mi ait?
Koçlukta sezgisel farkındalık,
koçun kendi iç sessizliğini yönetebilmesidir.
Ve çoğu zaman en derin anlar,
koçun bildiğini değil,
hissettiğini dikkatle sunduğu anlardır.
Ceyda Aydilek, MCC



