Breadcrumb Abstract Shape
Breadcrumb Abstract Shape

Koçlukta Güven: Sessizlikle İnşa Edilen Süreç

Koçlukta Güven: Sessizlikle İnşa Edilen Süreç

Koçlukta güven, söylenen cümlelerle kurulmaz.
Söylenmeyenlerle kurulur.

Bir müşteri seansa girer.
Oturur.
Derin bir nefes alır.
Ve şunu söyler:

“Bugün aslında konuşacak bir şeyim yok ama gelmek istedim.”

İşte koçluk tam olarak burada başlar.

ICF koçluk yetkinlikleri içinde Güven ve Yakınlık Oluşturma, çoğu zaman “başlangıç yetkinliği” gibi algılanır.
Oysa bu yetkinlik, koçluğun her anında yeniden kurulan bir zemin gibidir.

Bu yazıda, güvenin nasıl oluşturulmadığını,
nasıl bozulduğunu
ve bir seans içinde nasıl derinleştiğini birlikte inceleyeceğiz.


ICF’ye Göre Güven Ne Demek?

International Coaching Federation (ICF), güven ve yakınlık yetkinliğini şöyle tanımlar;

  • Müşterinin kendini güvende, görülmüş ve saygı duyulmuş hissetmesini sağlamak
  • Yargıdan, düzeltme ihtiyacından ve gizli ajandadan uzak durmak
  • Müşterinin duygularını, sınırlarını ve hızını koçun değil müşterinin belirlemesine izin vermek

Bu tanım kağıt üzerinde son derece nettir.
Bununla birlikte seans içinde işler o kadar net ilerlemeyebilir.

Çünkü güven, bir teknik değil;
koçun iç duruşunun müşteriye temas etme biçimidir.


Güven En Çok Nerede Bozulur?

Şaşırtıcı ama gerçek;
Güven en çok iyi niyetle bozulur.

  • Koç müşteriyi rahatlatmak ister
  • Müşteriyi motive etmek ister
  • “Buradan güçlü çıkalım” arzusu devreye girer

Ve fark edilmeden şu cümleler gelir:

  • “Aslında bakarsan bu bir fırsat olabilir”
  • “Bu durum sana ne öğretmiş olabilir?”
  • “Burada güçlü yanlarını görmek ister misin?”

Bunların hiçbiri kötü değildir.
Bununla birlikte zamanı değildir.

Müşteri henüz yaşadığının içinde dururken, koç onu bir adım ileri çekmeye çalıştığında,
müşteri kendini yalnız hisseder.

Ve güven sessizce geri çekilir.


Bir Seans Örneği: Güvenin İnşa Edildiği An

Müşteri (30’larının sonunda, iş insanı):
“Son zamanlarda her şeye yetiyorum ama içimde bir şey çok yorgun.”

Koç burada üç yoldan gidebilir:

  1. Performans ve iş yükü konuşmasına girmek
  2. Tükenmişlik üzerine farkındalık soruları sormak
  3. Duyguyla birlikte kalmak

Bu örnekte koç üçüncü yolu seçiyor.

Koç:
“Yetiyorum derken, bu cümlede sen neredesin?”

Uzun bir sessizlik gelir. Sonra müşteri şunu söyler:

“Aslında… ben yokum. Yapılanlar var, beklentiler var ama ben yokum.”

İşte güvenin başladığı yer burasıdır.

Koç bu noktada hiçbir şey eklemez.
Ne yorum yapar,
ne açıklama ister.

Sadece şunu söyler:

“Bu yokluk halini burada birlikte tutabilir miyiz?”

Bu bir teknik değildir.
Bu, koçun müşterinin hızına saygı duymasıdır.


Güven = Müşterinin Deneyimine Alan Açmak

Koçlukta güven, sadece;

  • Ağlamasına izin vermek değildir,
  • Konuşmasına alan açmak da değildir.

Güven;
müşterinin deneyimini bozmadan,
acele etmeden,
“şimdi ne yapacağız” sorusuna geçmeden
onunla birlikte durabilmek.

Seans ilerler.

Müşteri:
“Bu yokluk halini fark ettiğimden beri daha çok yoruluyorum.”

Koç:
“Yokluğun fark edilmesi, bedende nasıl hissediliyor?”

Bu soru bir teknik gibi görünür.
Bununla birlikte arkasında şu duruş vardır:

“Seni düzeltmeyeceğim.
Olduğun yerdeyim.”

Müşteri omuzlarını fark eder.
Nefesi değişir.
Sessizlik gelir.

Güven, tam olarak bu sessizlikte derinleşir.


Koçun İç Dünyasında Olan 

Bu noktada koçun içinden neler geçer?
Bir bakalım beraber:

  • “Bir şey sormam gerekiyor mu?”
  • “Seans duruyor mu?”
  • “Bir yere bağlamazsam eksik mi kalır?”

İşte burada ICF yetkinlikleri sadece müşteriyle değil,
koçun kendisiyle de ilgilidir.

Koç bu iç sesleri fark edip,
onlarla hareket etmezse,
güven korunur.

Eğer koç bu sessizliği kendi kaygısını rahatlatmak için doldurursa,
müşteri tekrar yalnız kalır.


Güven Olduğunda Ne Olur?

Seansın ilerleyen dakikalarında müşteri şunu söyler:

“Sanırım ilk defa kendimi toparlamaya çalışmadan burada durabiliyorum.”

Bu cümle, koçun hiçbir şey öğretmediği,
bununla birlikte çok şey yaptığı anlardan biridir.

Güven oluştuğunda:

  • Müşteri kendini savunmaz
  • Kendini kanıtlamaz
  • “Doğru cevap” aramaz

Ve işte tam bu noktada dönüşüm başlar.


Koçlukta Güven Bir Hedef Değil, Süreçtir

ICF yetkinlikleri bazen bir kontrol listesi gibi okunur:

  • Güven var mı?
  • Yakınlık kuruldu mu?

Oysa gerçek seanslarda güven:

  • Bir cümleyle kurulur
  • Bir aceleyle bozulur
  • Bir sessizlikle derinleşir

Ve her seansta yeniden inşa edilir.

Koç, müşteriyi taşımak zorunda değildir.
Koç, müşteriyi olduğu yerde tutabilmelidir.


Koçlar İçin Derinleştirici Sorular

Bu yazıyı okuyan bir koçsan, kendine şunları sor:

  • Sessizlikte kalabildiğim anlar hangileri?
  • Müşteriyi ileri taşıma ihtiyacım ne zaman devreye giriyor?
  • Güven kurmakla, süreci yönetmek arasındaki farkı gerçekten hissediyor muyum?
  • Müşterinin deneyimini ne zaman “iyileştirmeye” çalışıyorum?

Koçlukta güven, müşterinin, koçun yanında kendini toparlamak zorunda hissetmemesidir.

ICF yetkinlikleri içinde belki de en sessiz olanı,
en derin dönüşümü buradan yaratır.

Ve çoğu zaman en güçlü seanslar,
en az şey söylenenlerdir.

Ceyda Aydilek, MCC