Yakınlık bazen duygunun yükünü birlikte taşıyabilmektir.
İlişkiler neden sevgi varken bile zorlanır? Regülasyon, bağlanma ve duygusal dayanıklılık üzerinden ilişkilere derin bir bakış.
İlişkiler neden sevgi varken bile yıpranır?
Birçok insan ilişkilerinin neden zorlandığını anlatırken aynı yerden başlar:
“Seviyoruz ama olmuyor.”
Sevgi var. Niyet var. Emek var.
Bununla birlikte yine de konuşmalar sertleşiyor, mesafeler açılıyor, kırgınlıklar birikiyor.
Çünkü ilişkiyi sürdüren şey yalnızca sevgi değildir.
İlişkiyi sürdüren şey, zor duygular geldiğinde sistemin ne yaptığıdır.
Bir danışanım şöyle demişti:
“Ben konuşmadan duramıyorum. O ise içine kapanıyor. Ben yaklaştıkça o uzaklaşıyor. Sonra kavga çıkıyor.”
Bu bir iletişim problemi gibi görünür.
Ama aslında bu, iki farklı sinir sisteminin aynı ilişkide hayatta kalmaya çalışmasıdır.
Regülasyon nedir, ne değildir?
Regülasyon çoğu zaman yanlış anlaşılır.
“Sakin kalmak”, “duygusuz olmak”, “kontrol etmek” sanılır.
Oysa regülasyon şudur:
Duygu yükselirken bile kendinle temasını kaybetmemek.
Regülasyon:
- Duyguyu bastırmak değildir
- Duygudan kaçmak değildir
- “Sorun yokmuş gibi yapmak” değildir
Regülasyon; duyguya alan açıp, davranışı seçebilme kapasitesidir.
İlişkilerde kopuş, çoğu zaman duygudan değil;
duygunun kontrolsüzce davranışa dönüşmesinden olur.
Sevgi var ama sistem taşımıyor
Birçok ilişkide şu tablo görülür:
- Taraflardan biri tehdit algıladığında yaklaşır
- Diğeri tehdit algıladığında uzaklaşır
Yaklaşan taraf için bağ, güven demektir.
Uzaklaşan taraf için alan, güven demektir.
İkisi de güvende olmak ister.
Ama yolları çarpışır.
Yaklaşan şöyle hisseder:
“Beni terk ediyor.”
Uzaklaşan şöyle hisseder:
“Beni boğuyor.”
Bu noktada ilişki sevgiyle değil, savunmayla yürümeye başlar.
Bağlanma desenleri ilişkide nasıl çalışır?
Bağlanma biçimleri, “nasıl seviyoruz?” sorusunun cevabını verir.
Aslında daha da önemlisi, “zorlandığımızda ne yapıyoruz?” sorusunu açık eder.
- Kaygılı bağlanan biri, yakınlıkla regüle olur
- Kaçınan bağlanan biri, yalnızlıkla regüle olur
Sorun bağlanma biçiminde değil,
bu fark konuşulmadığında ortaya çıkar.
İlişki bir anda şu cümlelerle dolar:
- “Sen zaten hep böylesin”
- “Seninle konuşulmuyor”
- “Abartıyorsun”
- “Kaçıyorsun”
Bu cümleler ilişkiyi çözmez.
Sistemi kilitler.
Koçluk bakışı: Sorun değil, desen
Koçlukta ilişkiler “kim haklı?” üzerinden çalışılmaz.
“Ne tekrar ediyor?” üzerinden çalışılır.
Çünkü tekrar eden şey bir desendir.
Ve her desen, bir zamanlar işe yaramış bir korunma biçimidir.
Koçlukta dönüştürücü soru şudur:
“Bu ilişkide zorlandığında seni ayakta tutan şey ne?”
Bazen cevap şudur:
- Kontrol etmek
- Kaçmak
- Susmak
- Fazla vermek
- Fazla talep etmek
Bu cevaplar “yanlış” değildir.
Bununla birlikte bu ilişkide bugün hâlâ işe yarayıp yaramadığı sorgulanmalıdır.
Küçük ama güçlü bir regülasyon pratiği
Bir tartışma anında:
- Dur – Tepkiyi bir nefes kadar ertele
- Adlandır – “Şu an tetiklendiğimi fark ediyorum”
- İzin iste – “Konuşmak istiyorum ama kısa bir durmaya ihtiyacım var”
- Bağı tut – “Geri döneceğim”
Bu adımlar ilişkiyi mükemmel yapmaz.
Bununla birlikte şunu öğretir:
“Zorlandığımızda bağ kopmuyor.”
Bugün kendine şunu sor:
Zorlandığımda ilişki içinde kalabiliyor muyum, yoksa kendimi korumak için mi çıkıyorum?
Ve ikinci soru:
Benim regülasyon biçimim, ilişkide bağ mı kuruyor yoksa mesafe mi yaratıyor?






